Pedagog Canan Şimşek
Kültür Koleji Rehber Psikolojik Danışman
Duygusal zekada önemli yeri olan kavramlardan biri de disiplindir.
"Yaşamın sorunlarını çözmek için gereksindiğimiz temel araç disiplindir. Disiplinsiz hiçbir şeye çözüm getiremeyiz. Biraz disiplinle ancak bazı sorunları çözebiliriz. Mutlak disiplinle tüm sorunlan çözebiliriz. Disiplin içinde dört temel prensip vardır :
1. Haz duygusunun geciktirilmesi (hazzı erteleme)
2. Sorumluluğun kabulü
3. Gerçeğe bağlı kalmak
4. Denge
1- Hazzı Erteleme
Hazzı ertelemek, önce zor gelen şeyi yaptıktan sonra, hazzın tadını çıkaracak şekilde planlama sürecidir. Doğru dürüst yaşamanın tek yolu budur.
Hayat sorunlarla doludur. Bu sorunlan çözmek insanlan güç!endirir. Bu nedenle acı veren şeyler öğreticidir. Sorunlardan, acı veren şeylerden kaçmak gelişmeyi de engeller. Bu nedenle acıya katlanmak zorundayız. Bu günün işini yarına bırakmadan, ertelemeden zor gelen şeyleri de yapabilmeliyiz.
Sorunlan gerçekten çözmek zaman ister. Bu nedenle ``sabırlı`` olmalıyız. Unutmayalım ki bir gecede kas yapılmaz. Sorunlar yok olmaz. Yeterince beklersem sorun çözülür demekle sorunu çözemezsıniz. Bu durum olgunlaşmanızı engeller. Çünkü sorunlan ya çözersiniz ya da oldukları gibi kalırlar. Daha kötüsü sorunlarınızı ihmal ederseniz büyür ve çözümü daha zor ve acı verici hale gelir.
Zorluklardan kaçarak haz veren şeylere yönelen insanlann prensibi “şimdi eğlen bedelini sonra ödersin`` dir. Oysa sonra ödenen bedel, bazen çok ağır olabilir.
Hazzı ertelemeyen insanları şöyle tanıyabilirsiniz:
Akıllanna estiği gibi hareket ederler; hatta keyfi olarak okula, işe gitmezler,
Zeki olduklan halde çalışmadıklan için notları düşüktür,
Düşünmeden hareket ederler,
Sık sık kavga çıkartır1ar; polisle, yöneticileriyle başları belaya girer,
Uyuşturucu, içki vs. kullanırlar,
Randevulanna gelmezler,
Sorumluluk almaktan kaçınırlar.
Mutsuz evlilikleri vardır,
Genellikle okullarını zorlukla bitirir veya yarım bırakır1ar,
Eşlerini ve sevgililerini sık sık aldatırlar,
Öfkelerini kontrol edemezler,
Kendi yaşamlannda düzensiz, karışık ve pasaklıdırlar,
Söz verip tutmazlar,
Başkalannı incitmek pahasına hoşlarına giden şeyleri yaparlar,
Paralarını düzenli harcayamaz; tasarruf yapamazlar,
Uzun ve güçlü dostluklar kuramazlar.
Bu Yeteneği, Bazıları Neden Kazanamaz?
Bu kişiler anne babalan tarafından sık sık ve şiddetle cezalandırılmışlardır. Bu disiplinsiz bir disiplindir.
Bu kişilerin anne babalan da disiplinsizdir. Bu nedenle çocuklan için kötü bir ömek oluştururlar. ``Dediğimi yap, yapmadığımı yapma`` derler adeta. Çocuklarının önünde sarhoş olurlar, mantıksız, ölçüsüz, onursuzca kavga ederler, söz verip tutmazlar, düzensizdirler vb.
Sevgisiz büyüyen kişiler, bu yeteneği geliştirmezler. Bir şeyi, seviyorsak o bizim için değerlidir ve ona zaman harcarız. Sevgisiz ana babalar çocuklarını ``bugün onunla uğraşacak halim yok" diyerek kendi haline bırakırlar. Bunu yapmak kolaydır ama bu durumda çocukların eksiklerini farkedemezler. Oysa ilgili ana babalar çocuklannın disipline ihtiyaçlan olduğunu hemen hissederler. Bu kişiler, çocuklarının çektiği acıyı gerçekten paylaşırlar. Çocuklar da bunu görürler. Kendi kendilerine "Madem ki annem babam benimle acı çekmeye razı, o halde acı çekmek o kadar da kötü birşey olmasa gerek”, derler ve acı çekmeye razı olurlar. Bu disiplinin temel taşıdır. Değerli olduğu hissettirilen çocukların ileride bunu kaybetmeleri hemen hemen olanaksızdır. Bu önemlidir çünkü, kendine değer verenler, kendini korumak için gerekli herşeyi de yapar. "Eğer şunu yapmazsan seni sevmem" diyerek, çccuklarını kontrol etmek, hükmetmek uğruna sevgiyi feda ederler. Bu ortamda büyüyen çocuklar kendilerine ve çevreye karşı güvensizlik duyarlar ve haz uğruna şimdi elde ettiklerini feda etmezler. Çünkü onlar için gelecek gerçekten belirsizdir.
Aşırı koruyucu davranarak, çccukların yapması gereken işleri yapan kişiler onlara sorumluluk vermezler. Örneğin onlann dağınıklıklannı toplarlar, harçlıklarını yetiştiremediklerinde hemen takviye ederler, vb.
HAZ DUYGUSUNU ERTELEMEYİ NASIL GELİŞTİREBİLİRSİNİZ?
Yapmak isteyip de sürekli ertelediğiniz şeylerin bir Iistesini çıkarın. Ömeğin; diş fırçalamak, ders çalışmak, banyo yapmak, odanızı toplamak, aile büyüklerinizi aramak vb.
Her bir etkinliği, gün içinde ne zaman yapacağınıza karar verin. Bunun için bir başlangıç saati verebileceğiniz gibi belli bir etkinliğin öncesinde veya sonrasında da yapmayı deneyebilirsiniz. (Akşam yatmadan önce diş fırçalamak, yemekten önce banyo yapmak, saat 17 .00 de ders çalışmaya başlamak gibi).
Ertelediğiniz şeyleri zevkli bir etkinlikten önce yapın. Böylece "önce çalış sonra eğlen" prensibini uygulamış olursunuz. Örneğin;
v Masanızı ve odanızı topladıktan sonra arkadaşınıza telefon edin.
v Sevdiğiniz bir yemeği yemeden önce sevmediğinizden biraz da olsa yiyin.
v Ders sırasında aklınıza gelen şeyi yanınızdaki arkadaşınıza hemen söylemek yerine tenefüste söyleyin.
v Sevdiğiniz bir dersten önce sevmediğiniz bir dersi ya da konuyu az da olsa çalışın. Çok sevdiğiniz ve hemen yapmak isteğiniz bir şeyi sabrederek ertelemeyi deneyin.
v Almayı çok istediğiniz bir şeyi birkaç gün sonra alın. Hatta kendi harçlıklarınızı biriktirerek almayı deneyin.
v Öfkelendiğinizde içinizden 10`dan başlayarak geriye doğru sayın.
v Zevkli gelen şeyleri erteleyip size zor gelenleri her yaptığınızda bunu bir deftere kaydedin. Günlük tutun.
v Kendinizi denetlediğiniz her etkinliğin sonrasında kendinize küçük ödüller verin.
Emekleri çoğaltabilirsiniz. Bunları yapabildiğiniz sürece kendinizi değerli ve huzurlu hissedecek, disiplinin birinci prensibini kazanmış olacaksınız.
2- Sorumluluğun Kabulü
Sevgili öğrenciler, geçen ay haz duygusunun erteleme konusunu ele almıştık. Umarım, bu yeteneğinizi geliştirmek için veriIen alıştırmaları da yapmışsınızdır. Az veya çok uygulamaları yapmak için bir çaba gösterenleri kutlarız. Çünkü bu kişiler disiplinin ikinci temel prensibini de gerçekleştirmiş durumdadırlar. Çünkü bu prensibe göre, bir sorun karşısında ``Bu sorun benim ve çözmek de bana bağlı`` diyebilmek gerekir. Sorumluluk konusunda insanların bir kısmı aşırı yüklenici davranırken, bir kısmı da hiç üstlenmezler.
Aşırı Yükleniciler
Bu kişiler kendilerini yanlış seçimler yapan, her zaman beklenenin altında kalan, yetersiz, zavallı bir insan olarak görürler. Suçu genelde kendilerinde ararlar.
Ne Derler?
Yapmalıydım.
Mecburum.
Yapmamalıydım.
Yine hata yaptım.
Beni terkettiğine göre yetersizim.
Bunu yapamadığıma göre beceriksiz biriyim.
Bu ilişkiyi devam ettirmek benim elimde. Yürümezse benim hatam.
Üniversiteyi kazanamazsam ailem perişan olur.
Onu mutlu etmek için herşeye katlandım da ne oldu?
“Hayır” demekte zorlanıyorum.
Özellikleri
Kendilerini sorgulayabilirler.
Bu kişiler fazla sorumluluk üstlenirler.
Bu nedenle kendilerini çok yıpratırlar.
Dengeli vermeyi öğrendiklerinde iyi bir eş, anne, baba, çalışan vb. olurlar. Zorluklara katlanabilirler.
Değişebilme, gelişebilme kapasiteleri vardır.
Kişisel gelişimleri için profesyonel yardım almaya açıktırlar.
Uyarı:
v “Hayır” diyebilmeyi öğrenin.
v Herkes kendinden sorumludur.
v Başkaları için birşeyler yaptığınızda arada bir kendinize şu soruyu sorun: “Ne yapmamalıyım?”
v Kendinizi suçlamadan geliştirin.
Sorumluluk Üstlenmeyenler
Bu kişiler, davranışlarının ve başlarına gelen olayların tümüyle kendi kontrolleri dışındaki güçler tarafından yönlendirildiklerini düşünürler. Suçu başkalarında ararlar.
Ne Derler?
Yapamam.
Yapamadım.
Beni deli ediyorsun.
Ben böyleyim değişemem.
Babanızla evli kalmamım tek nedeni sizsiniz.
Başarısızlığımın nedeni eğitm sistemi ve öğretmenler.
Annemin yüzünden tembel oldum.
Eğer size bakmam gerekmeseydi üniversiteye gider başarılı biri olurdum.
Onun yüzünden sinir küpü oldum.
Bana yardım etseydi bu durumda olmazdım.
Annem bu kadar üstüme düşmeseydi daha çok çalışırdım.
Hergün beş saat çalışamam.
Çalışmaya vaktim yok.
Bu millet adam olmaz.
Özellikleri
Kendilerini sorgulamaktan kaçınırlar.
Sorumluluk üstlenmezler. Bu nedenle çok kötü anne, baba, eş, çalışan vb. olurlar. Zorluklara katlanmazlar.
Kişisel gelişimleri için profesyonel yardım almayı reddederler.
Değişme-gelişme kapasiteleri zayıftır. Çünkü sorunlarına sahip çıkmazlar.
Başka kişi ve durumların değiştiği taktirde sorunlarının çözüleceğini düşünürler. Bu nedenle bağımlı bir kişilikleri vardır.
UYARI:
v Çözümün bir parçası değilsen sorunun bir parçasısın.
v Mutluluğunuzun ya da mutsuzluğunuzun sorumluluğu size ait.
v Kabahat senin demeye de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin, canım kardeşim.
Hemen herkeste her iki özellik de bulunabilir. Hayatta hangi şeylerden sorumlu olup, hangilerinden olmadığımızı ayırt etmek zordur. Bu sorgulama için acıya katlanma isteğine ve kapasitesine sahip olmak gerekir.
Küçükken tamamiyle ana babalarının koruyuculuğuna sığınırsınız. Ama büyüdükçe seçme özgürlüğüne sahip oluruz. Ne zaman kendi hareketlerimizin sorumluluğundan kaçınmak istesek, bu sorumluluğu ya da başka birine ya da örgüte yıkmak isteriz. O zaman gücümüzü bir "başkasına" teslim etmiş oluruz. Bir yetişkinin tüm yaşamı bir dizi kişisel seçim ve kararlardan oluşur. Bunu kabul ederlerse "özgür insanlar” olurlar.
3- Gerçeğe Bağlılık
Dünyanın gerçeğini ne kadar iyi görürsek, yaşamla başa çıkmakta o kadar başarılı oluruz. Herkesin bir yaşam amacı olmalıdır. Buna "harita" diyebiliriz. Herkes kendi haritasını kendi yapar. Bu da çaba ister. Gerçekleri anlamak için ne kadar çaba gösterirsek, haritamız da o kadar büyük ve kusursuz olur. Kafamız yalan yanlış bilgilerle illüzyonlarla ne kadar doluysa, akıllı karar vermekte o kadar güçlük çekeriz. Haritamız doğru ve gerçekse nerede olduğumuzu, nereye gideceğimizi, oraya nasıl ulaşacağımızı biliriz.
Ancak, çoğu kişi, buna çaba harcamaz. Böylece küçük ve kaba haritaları olur. Dünya daima değişim içindedir. Çocukken, buluğ çağında, gençken, anne-baba olduğumuzda, zengin veya fakirsek dünya olduğundan farklıdır. Kişi tam bir dünya görüşü edinmişken; modası geçmiş, değiştirilmesi gereken yeni bilgilerle karşılaşınca bu acı verir. Düzeltme ve değişiklikler yapma süreci, hele köklü değişiklikler yapmak zor gelir ve acı verir.
Bu nedenle bazen kişi, bu yeni bilgileri görmezden gelebilir. Haritasını değiştirmeye çalışmak yerine, gerçeği yok etmeye, modası geçmiş eski görüşüne sıkı sıkı sarılmaya çalışabilir. Değişen dünyaya uyum sağlayamayan ihtiyarlar, yeni alışkanlıklar edinmek ve kötü bir huyundan vazgeçmek istemeyenler gibi...
Mücadeleye Açık Olmak
Gerçeğin ne olduğunu belirledikten sonra onu daima rahatımızdan üstün tutmalıyız ve bunun bizim için daha yaşamsal bir öneme sahip olduğunu bilmeli, rahatsızlığı normal görmeliyiz. Çünkü ruh sağlığı, ne pahasına olursa olsun gerçeğe sadık kalma sürecidir.
Kendi kendimizi sürekli olarak sıkı biçimde sorgulamalıyız. Aksi taktirde kapalı bir kavanozda kendi soluğumuzda kirlenen havayı tekrar tekrar teneffüs ederek daha aldatıcı hayallere dalarız.
Haritamızın geçerli olup olmadığını anlamanın tek yolu onu başka harita yapıcılarının eleştirilerine açmaktır. Ancak, bu durum toplumumuzda engellenir. Bana karşılık verme ben senden büyüğüm, beni eleştirirsen sana gücenirim böylece ilişkimiz sarsılır vb. ifadelerinde bu anlayışı görebiliriz.
Haritasını başkasına açmanın bir diğer yolu da psikoterapiye gitmektir. Ancak güçlü ve sağlıklı bir kişi terapiye giderek, kendini başka birinin meydan okumasına ve eleştirisine açar. Böylece tam ruh sağlığına kavuşur. Dürüstlük ve değişmek acı vermeden gerçekleşemez. Gelişmeye meşru yoldan ulaşmalıyız. Bir kitabın iyi bir özetini okuyarak sınava hazırlanmak meşru ve kestirme bir yoldur. Ancak "kopya" meşru değildir. Kopya gibi yalan söylemek de gayri meşru bir yoldur.
Yalan Söylemek ..
Acıları atlatmak için yapılan bir şeydir. Bundan dolayı ruh hastalığının işaretidir. Çünkü yalan gerçeği gizler. Bunun için yalan söyleyen kişi gerçekle yüzleşemediğinden ondan uzaklaşır. Yalan yalanı getirir. Beyaz yalanları kimsenin duygularını incitmek istemediğimiz için söyleriz. Oysa bu tür yalanlar ilişkilerimizi yüzeyselleştirir, güveni zedeler. Böylece kısmi dürüstlük, tam olmayan açıklık ve sınırlı cesaret yaşanır.
Kendini disipline sokmak esneklik ve doğru karar verme yeteneği gerektirir. Kendimize ait sorumluluğu üstIenmeli, bize ait olmayanları da reddetmeliyiz.
Gerçeğe sadık olan biri nasıl bir yol izlemeli:
1. Asla yalan söylemeyin.
2. Gerçeği saklamak aslında potansiyel bir yalandır.
3. Gerçeği saklama kararı hiçbir zaman kişisel ihtiyaçlara dayandırılmamalıdır. Örn: Sevilme, güçlü olma vb.
4. Gerçeği saklama kararı daima, gerçeğin kendisinden saklandığı insanın ya da insanların ihtiyaçlarına dayandırılmalıdır.
5. Başkalarının neye ihtiyacı olduğunu tayin etmek büyük bir sorumluluktur ve karmaşık bir iştir. Ancak birini gerçekten ve içtenlikle severseniz, bu sorumluluğu uygun bir biçimde yerine getirebilirsiniz.
6. Başka birinin ihtiyaçlarını tayin etmekte en önemli etken, o kişinin bu gerçeği ruhsal tekamülünde kullanabilme kapasitesini tayin ederken, unutulmaması gereken şey, daima bu kapasiteyi olduğundan az görme eğiliminde olduğumuzdur.
7. Bir insanın gerçeği, kendi ruhsal tekamülünde kullanabilme kapasitesini tayin ederken, unutulmaması gereken şey, daima bu kapasiteyi olduğundan az görme eğiliminde olduğumuzdur.
4- Denge
Hayatta herşeyi belli bir denge içinde yapmak gerekir. Eğlenceye aşırı zaman ayırıp çalışmayı ihmal etmek de böyledir. Aynı şekilde tersi de kişiye zarar getirebilir. Aynı bir sarkacın sağa sola sallanması gibi aşırı sağ ve sola gidip gelmek yerine dengede kalmakta yarar vardır.
Kaynak : Az Seçilen Yol -Dr .M. Scott Peck